
Ortaokula baslayana kadar dogumgunlerim hep senlik havasinda gecti.
1 Agustos yazin orta yerine denk geldigi ve o zamanlar da Kozan`in sicaklarina dayanamayan tum mahalle ve aile efradiyla yaylaya tasindigimiz icin coluk cocuk, anne, baba, amca, teyze, komsu tum yayla sakinlerinin calip soyledigi bir buyuk solene donusurdu dogumgunum. Yalniz ilkokula basladiktan sonra sinif arkadaslarimin da hepsi yazin baska bir yerde oldugu icin biraz daha keyifsiz gecmeye basladi.
Ortaokul icin Kozan`dan Adana`ya gectigimde ise tum yakin arkadaslarimdan ayri oldugum icin, kalan arkadaslarimla da elimde olmadan farkli okul, farkli ortam, farkli sehirleri paylastigim icin biraz issizlasti.
Bir de dagin basinda oldugumuzdan hic dogru duzgun hediye almazdim. Cerden copten seyler ama nasil guzel gelirdi bana… Malum, yaylada elektrik yok, su yok, hediye nerden olsun!
Bir dogum gunu pastam bile zar zor olurdu firin veya pastane olmadigi icin.
Maharetli ablam, once daha gencken ve daha maharetsizken koca bir karpuzu alir, portakal soyar gibi soyar, usutune mumlari dikerdi: Al sana dogum gunu pastasi… Sonralari pu
dding ve biskuvi ile dogumgunu pastasi yapmaya basladi. Gercek bir dogumgunu pastam ilk kez
kac yasimda oldu ben animsamiyorum.
En buyuk abim Adnan saz, ikinci abim Ataman mizika, Levent abim gitar calar, ablamla Ertan abim de sarki soylemeye basladi mi senlikler baslardi. Atesler yakilir, calinir, soylenir, uydurma pastanin mumlari sondurulur, cerden copten hediyeler acilir, buyuk eglence olurdu her 1 Agustos gunu yaylada.
Sonra universiteye baslayinca ve yazlari da degisik degisik yerlerde calismaya baslayinca tanimadik, bilinmedik, iki-uc aylik arkadaslarla kutlar oldum dogumgunlerimi. Bir yaz Cesme`de, bir yaz Fethiye`de, bir yaz Bodrum`da hic de dogru durust tanimadigim insanlarla yuzeysel kutlamalar yaptim, keyif almadim.
Sonra supriz partiler yapilmaya basladi benim hic bir seyden haberim olmadan . Bazilari fena degildi, simdi kimsenin hakkini yemiyeyim. Yapanlara tesekkurler, gelenlerin ayagina saglik. Bazilari cok keyifli gecti ama el elin esegini turku soyleye soyleye arar, bu da bir gercek!
Tum bunlari dusune dusune bi tane ben kendim dogumgunu yapsam nasil olur diye bir dusunce aldi beni gecen ay sonu. Hani soyle kendi keyfime gore, kendi ayarlayacagim muziklerle, yemeklerle, kendim sevdigim arkadaslarimla, herseyi benim istedigim gibi ve ben istedigim icin oyle yapilan bir dogum gunu yapsam… Yapmasam mi? Yapsam mi? derken Catherine`e de danistim, `Yapalim, Meltem. Cok guzel, buyuk bir dogum gunu partisi yapalim` dedi. `Ama cok yorulcaz` dedim. `Hic dert degil` dedi.
Once Danseden Bulut`uma (a.k.a Ahmet) bir email gonderip tam istedigim gibi bir davetiye siparis ettim, fistik gibi oldu.
Sonra emailler gonderildi bakalim kac kisi ulkede, kac kisi tatilde diye haber alindi. Malum, Avrupa`da yaz ya, burdakilerin hepsi tatilde. Ordan bayagi bir fire verdik ama kalan saglar benimdir! Kac kez olduguna hic deginmeden bir kez daha 30uma girdigimi, `Geleneksel 30. Yas dogumgunu kutlamamdan hala bikmadiysaniz gelin` yazan dogumgunu davetiyelerimi gonderdim.
DJ, muzik ve isik sistemi kiralandi, DJ ile oncesinde bulusulup sevdigim sarkilarin listesi verildi. Cok saglam hatun ama benim Ugandali DJ`im Rachael, isini hakkini vererek yapacagina eminim!
Yemekler burdaki Turk Restoranti` Efendy`s`in sahibi Melih tarafindan halledildi. Dogum gunu pastasi da Melih`ten hediye.
Icki icin de fici bira, sise bira, alkolsuz, alkollu vs tum icecekler de halledilip satin alimlar yapildi, depozitolar odendi.
O kadar heyecanli bir telasti ki anlatamam!!! Ilk kez kendim kendime bir dogum gunu yapacagim ve ilk kez –yayladaki dag kutlamalari sayilmazsa- buyuk bir dogum gunum olacak! DJ, muzik, isik sistemi diyorum yaa daha ne olsun! Cocuklar gibi, bayrami bekleyemeyen cocuklar gibi heyecanliydim.
31 Temmuz Cuma gecesi saat 12yi 4 gece Mehtap`im aradi! Uyumayip satin 12yi gecmesini beklemis. Havalara uctum. Ayni incelikteki Iskoc arkadasimdan, Brian`dan da ilk dogumgunu mesajini Mehtapla telefonda konusurken aldim. Ertesi gunun organizasyon heyecani beni sarmaya basladi.
Daha once tabak, canak, mum, tum ivir zivirlari da aliverip arabama ativermis olmam nedeniyle cok yavas bir Cumartesi gecirdim. Ne garip di mi? Sanki dunyanin en onemli gunu de sakin gecmesi cok anormal…
Ogleden sonra saat 4te aslan DJim Rachael geldi kamyonetiyle, speakerlar, deck, yanar doner isiklar vs her seyi getirdi. Evin her tarafinda rengarenk kablolar, sunlar, bunlar, Rachael teknisyen edasiyla masalarin altinda, duvarlarin tepesinde herseyi ayarliyor. Bir yandan da bir kac tane Tarkan sarkisinin kayitlarini yapiyor, bir tane de Ozcan Deniz calalim dedik, Uganda`nin baskentindeki Naguru mahallesine `Sen beni oldurcen miiiiii, Cildirtcan mi Canimmmmm!!!!` diyerek keyifli keyifli hazirliklara devam ettik.
Haaaa, bu arada 3 gun oncesinden tum komsularima birer mektup gonderdim Cumartesi gunu biraz gurultu patirti yapacagiz, lutfen kusura bakmayin, gelin katilin, sabaha kadar eglencez, ona gore diye… Bir de ulkede yeteri kadar polis kuvveti olmadigi icin sokakta birikecek arabalara bakmak uzere de okul masraflarini karsilamaya calisan Francis adinda Ugandali bir cocugu bir geceligine guvenlik olarak ayarladim. `Dogmaz olasica, arabanin dikiz aynalarini calmislar. Tuh sana` demesin arkadaslarim diye…
Saat 5te Esther –hani Hollandali cok yakin arkadasim- buzlarla geldi. E malum, icecekleri soguk tutmak lazim! `Ice ice baby` yi soyleyerek buz isini de hallettik.
Bu arada benim bahcenin asma kilidi Esther`in arabasi cikmaya hazirlanirken kirildi. Yani anahtar kilidin icinde kirildi! Esther`in arabasi, Rachael`in arabasi dans pisti olacak bahcenin icinde mahzur kaldi! Hay seytanin kulagina kursun deyip Esther`e disarda parkettigim kendi arabamin anahtarini verdim ve gonderdim. Son dakika aksiligi iste! Francis hemen bir boda bodaya atlayip kiliti kesecek birini getirip bizi azat etti, bahceyi bosalttik!
Kedileri bir odaya kilitledim. Kopekleri bahceye zincirledim. Catherine krimizi giyinmis, ona bir de kirmizi kupe bulduk, keyfi yerinde. Torunlari ile bahcedeki mumlari yerlestirdik.
Bir gece onceden 3 saat uykuyla tum gunu ayakta gecirmeye calisirken saat aksamin 8i oldu. Parti 9da baslayacak. Bari yarim saatcik uyuyayim diye odama ciktim, ama mumkun mu? Rachael muzigi test etmek icin ver yansin basiyor volumu! Tam yatagima uzanmisken basimin altindaki yastigin muzigin ritmiyle bum bum bum oynadigini farkedince yerimden kalkacak halimin kalmadigini anlayip yattigim yerden bahcedeki Rachael`e bir sms gonderdim `noolur, azcik kis sesi de uyuyayim` diye…
Yarim saat sonra alt kata sac bas darmadagin, uzerimde yirtik bir kot sortla indigimde iki tane misafiri salonda gorunce ocu gormus gibi irkildim: `Naapiyorsunuz burda yaaa????!!!` diye. Neyse ki yakin arkadaslarimdi da onlara DVDye bir cizgi film koydum, `Siz bunu izleyedurun ben de hazirlanayim bari` diye J
Ates grubu burcumun renklerie uygun saridan turuncuya, turuncudan kirmiziya uzanan renkleri giymelerini rica ettigim arkadaslarim teker teker gelmeye baslayinca esas gunun anlam ortaya cikmaya basladi… 1 saat icinde bahcedeki insan sayisi 100e ulasinca muzik de kivamina varip sabahin erken saatlerine kadar surecek olan muhtesem bir dogum gunu partisi baslamis oldu. Yani bana gore!
Benim dogumgunum, ben eglenmezsem kim eglenecek! Ki hayatimda bu kadar eglendigim bir parti daha olmus mudur???!!! Belki ama emin degilim! O kadar endiseleniyordum ki bir aksilik cikar, Dingonun ahirina doner, sarhos olup dagitan olur, kusan olur diye! Hic bir aksilik olmadi!
Sadece bir arkadasin yaninda gelen Guney Afrikali biri, parti oncesi rugby maci izlerken cok ictigi icin daha saat 10:00da kapinin onunde cimenlerde sizmis. Onun basina da Francis`i diktik, yoldan gelen gecen bi seyini calmasin, sahip ciksin diye. O kadar!
Cicekler, hediyeler, arkadaslar, muzik, dans darken saat sabah 3:30ta komsularima soz verdigim uzere muzigi kisip partiye de burada bir son vermis olduk.
Parti boyunca tum fotograflari kendim cektim. Cunku bir daha bu kadar sevdigim insani nerde bulacagim diye, tum fotograflarda olmak isitiyorum diye tum fotograflari kendim cektim. O yuzden sag kolum hic bir fotografta yok ve yine o yuzden cehreler kesik ama kahkahalar on numara!
Ps: ne kadar eglenildigine dair ben degil fotograflar konussun!
foto 1: Ben
foto 2: Kim (Kenya), Anja (Hollanda)
foto 3: Catherine -elim, kolum, herseyim-
foto 4: Kamsum Tracey (Guney Afrika)
foto 5:Delphine (Fransiz), Michael (Kongo)
foto 6:Turklerrrrr :Mithat, Azize, Nevin, Lale, Nadia (Cezayir-Belcika)
foto 7: Sarah (Kanada)
foto 8: Christopher, Claudia (Almanya)
foto 9: Eshter (Hollanda)
foto 10: Cok kalabalikkkkk: Debbie, Mark, Alex, Abigail, Keagen
foto 11: Etienne (Guney Afrika), Andie (USA)
foto 12: Aslan DJim Rachael (Ugandaaaa!!!)
foto 13: Ben (Avustralya)
Erovizyon yarismasi gibi degil mi?????











