Tuesday, June 30, 2009

There is a dream dreaming us!

Ahcimiz Job ve rehberimiz Ben, biz kamp atesimizin kenarinda oturup ufaktan sohbet ederken yine birbirinden guzel yemeklerle masamizi donativerdiler. Kamp yerine nereden cikiverip geliverdikleri anlasilmayan, araclarinda Brezilya bayragi bulunan ve devamli kocca bir kamera ile cekim yapan bir grup geldi. Ortalik bayagi kalabaliklasti.
Bushmen dans vakti geldiginde kamp yerinin meydanina gidip onlerde kendime bir yer ayarlayip beklemeye basladim.
Bushmen, San kabilesinin Avrupalilar tarafindan verilmis ismi. Renkleri hic de oyle benim Dogu Afrika`da alisik oldugum gibi koyu degil. Hatta sari-turuncu arasi bir tonda ciltlerinin rengi. Cok garip bir ton.

Aslinda San kabilesini hepimiz taniyoruz `Tanrilar Cildirmis Olmali` filminden. Hele N!xau, zamaninda hepimizi kahkahalara bogmus bir Bushman. Hem de Namibya`nin en meshur aktoru aslinda. Bu filmde rol almadan once sadece 3 beyaz adam goren N!xau`nun aslinda filmde cok da fazla rol yapmaya gereksinim duymamistir. Paranin da ne demek oldugunu henuz bilmeyen bu meshur Bushman, ilk filminden sadece bir kac yuz dolar kazanmis, onunla da ne yapacagini bilemedigi icin hic para almasa daha iyi olurmus belki. Ama filmin 2.si cekilecekken birileri O`na akil vermis olsa gerek, daha fazla para kazanmis. Ama yine de para O`nun icin cok yeni bir kavram oldugu icin elektrigi ve suyu olan tugladan bir ev yaptirmis, paranin kalaninin nereye gittigi yine buyuk bir bilinmez. Film kariyeri sona erdiginde tekrar evine, kabilesine donen N!xau, tarim ve ciftcilikle ugrasip 20den daha fazla sayamadigi icin (el ve ayak parmaklarinin sayisi olsa gerek) en fazla 20 sigirdan olusan bir de suru edinmis. 58 yasinda keklik avlarken de vefat etmis.
Tanrilar Cildirmis Olmali I ve II`de hep sefkatli, hep sakin, guldugu zaman yok olan cekik gozleri ile beni cok cok gulduren N!xau`nun hayali ile dans gosterisi alanina gittim. Gercekten de hepsi biribirine benzer Bushmanlarin –ilk kez Tayvan`a, Tayland`a ya da Tanzanya`ya gittigimdekine benzer bir hisle- dansa hazirlanmalarini izlemeye basladim.

Erkeklerin uzerinde bellerine bagladiklari bir kucuk kumas, kadinlarin ise daha edepli bir kac kumas parcasini da eklemeleri ile olusmus elbise gibi kiyafetleri vardi. Yaktiklari atesin etrafinda hani o dillerini damaklarina yapistirp da cekiverdikleri seslerin bolca duyuldugu dilleri ile miril miril konusup duruyorlardi. Bir tanesi artik hazir olduklarinda ortaya cikip hangi dansi yapacaklarini ve bu danslarinda hangi hayvani temsil edeceklerini anlatti. Zebra olacaklarmis. Bir ciglik, bir homurtu, bir garip ugultu ile ayaklarini yerde suruyerek ve kucuk adimlarla atesin etrafinda donmeye basladilar. Ben zebra ile benzerliklerini anlamadim. Sonra yine Ingilizcesi olan ayni kisi cikip simdi devekusu olacaklarini soyledi. Ayni yuruyus, ayni ritm ile yine atesin etrafinda dolandilar. Sonra oriks, sonra fil, ama ben hic bir fark goremiyorum. Fil dansi yaparken cok yasli gorunen bir kadin, Ingilizcesi olan Bushman`i yanina cagirip kulagina bi seyler fisildadi, Bushman dansi yarida kesti. `Ozur dileriz, bu fil degil zurafa dansiydi.` dedi. Ben gostermeden gulmeye basladim. Onlar icin ne kadar onemli bir detay olsa gerek dansi kestiklerine gore ve o kadar ince detaylari biliyor olsalar gerek ama ben hic bi sey anlamadim, hic bir fark gormedim.
Bu arada ilgisini kaybeden kalabalik yavas yavas cadirlarina cekilmeye basladi. Kalan bir elin parmaklarini gecmeyen izleyici ile ben –uykudan gozlerim kapansa da, esnemekten gozlerimden yaslar aksa da- izlemeye sonuna kadar devam ettim. Sonunda cebimden 20 dolar para cikarip ates basinda dinlenen Bushman`a verdim. `Cok tesekkur ederim, cok guzeldi` dedim. Paraya bakti, bana bakti, `Bana mi veriyorsun bunu?` dedi. `Hayir, hepiniz icin.` dedim. Para veren tek kisi ben oldugum icin hem ben hem de onlar saskin. Iyi mi yaptim, kotu mu yaptim, daha fazla dusunmeden uyumaya gittim.
Su an dunyada 90,000 adet kaldiklari tahmin edilen San Kabilesi, Botswana, Namibya ve Guney Afrika Cumhuriyeti arasinda kalan Kalahari Colunun ilk yerlilerinden. Ve aslinda Onlardan baska da kim Kalahari Colunda hayatta kalabilir bilinmez. 1950lerden itibaren yasadiklari alanlarin dogal parka donusturulmesi ve elmas madeni cikarmak icin yerlesim alani haline getirilmesi ile colden atilmis ve yerlesik bir hayata zorlanmislar. Birkac aileden olusan topluluklar halinde yasayip hic bir sekilde de liderleri olmadiklari icin haklarini savunamamislar. O kadar uzun suredir yeryuzunde bulunup Kalahari`nin esas sahibi olan bu kabile hakkinda yapilan arastirmalarda ortaya cikan gercek cok ilginc: genetik yapilarinda, 113 topluluk icinde atalarimiz ilan edilen 14 kabileden bir tanesi de San kabilesi. Ama gel gor ki Botswana hukumeti atalarimizdan sayilan bu kabileyi yurtlarindan atip baska alanlara yerlestirmeye baslamis. 2006`da Bushmanler, actiklari dava neticesinde Kalahari colune tekrar yerlesme hakkina sahip olmuslar. 1000 Bushmen yavas yavas cole donmeye baslamis ama devletin yasa disi sinirlamalari neticesinde bu sayi cok yavas artiyormus. Birlesmis Milletler Insan Haklari Konseyi Botswana hukumetini kazandiklari dava neticesinde cole donmeye calisan Bushmanleri engelledigi icin hukumeti elestiren bir bildiri yayinlamis.

Gecmisleri ile beraber gelecekleri de yok edilen bu kabile ile beraber bilgelikleri de yok olacak.
Bilgi satin aliniyor da bilgelik atadan, dededen gelen, bir egitimle ediniliyor sadece bana sorarsaniz. En iyi okullara gondermeyi becerebilecegimiz cocuklarimiza bilgeligi sadece evde, ailede – yani kendi kabilemizde- ogretebiliriz gibi geliyor.

Farkliliklarindan bazilarina deginirsek, colde hayatta kalma becerileri bunlarin en basinda geliyor. Bir belgeselde izlemistim, Yakaladiklari maymuna tuz veriyorlar. Maymun tuzu cok sevdigi icin tuzu bir guzel mideye indiriyor. Fakat cok susadigi icin eziyet cekmeye baslayinca Bushman, maymunu serbest birakiyor. Maymunun su bulma kabiliyeti Bushman`dan daha gelismis oldugu icin Bushman maymunu takip edip nereden su ictigini buluyor ve kurakligin en can alici oldugu mevsimde maymunla o suyu paylasiyor. Ya da bize bir kuru dal gibi gorunen bitkinin aslinda kokunun bir su haznesi oldugunu biliyor. Ya da San kavunu denen meyve ile uzun sure susuzlugunu giderebiliyor.

Yag acisindan zayif olan diyetleri neticesinde kizlar gec ergenlige ulastigi icin erken yasta gebelik olusmuyor. Annelerin fazla sutu olmadigi ve gocebe usulu bir hayat yasadiklari icin cok fazla cocuga ayni anda bakamayacaklarindan cok kalabalik degil aileler. Cocuklar ozenle, nazik ve anlayisli bir ortamda buyuyup anne babalari gibi nazik insanlar olmayi ogreniyorlar.
Ticaret diye bir sey yok. Hediye verme var bu kabilede. Yani sen bana bunu ver ki ben de sana sunu vereyim degil ara sira komsusunda olmayan ve kendinde bulunan gereksinimleri paylasarak yasiyorlar. Paranin gecmedigi bu kabile bir Coca Cola sisesi ile tanisinca ne hale gelmislerdi, kocca bir supermarket girseler, olacaklari ben hayal edemiyorum.

Yerlesik duzene gectiklerinde col avci-toplayicisi olmalari nedeniyle bedenlerinde ve ruhlarindaki farkliliklar da birer birer yok olurken belki hukumet yetkilileri de daha huzurlu uyku uyuyacaklar `dunyanin bir rengini daha yok etmeyi, ticaret icin satmayi basardik.` diye.

Bir radyo kanalinda Bushman muzigi kayiti dinletilmis. Programin konugu Bushman`a sozlerin anlami soruldugunda verdigi yanit cok ilginc: `Onlar sarki sozu degil, anlamlari yok. Kelimelerin olmadigi bir zamandan beri soylenegeldigi icin bu sarkinin kelimeleri yok ama miriltilari, homurtulari var. Onlarin ne tur bir duygu icerdigini soyleyebilirim ama`

Avciliktaki ve iz surmedeki kabiliyetleri ile efsane olan bu kabile, artik sadece otomobil lastik izlerini takip edecek cok yakin gelecekte. Bir toynak izinden o hayvan ile ilgili ne kadar farkli ve sasirtici bilgiler edinmeyi bilen bu kabile, artik siradan insanlarin arasinda bogulmaya, yok olmaya ve unutmaya mahkum.

Gercekligin nerede baslayip hayalin nerde bittigi konusunda inanclari ise soyle: `Bizim ruyalarimizdakiler de bizleri ruyalarinda goruyorlardir*`

*There is a dream dreaming us

Foto 1 - 2 : Tanrilar Cildirmis Olmali - N!hau
Foto 3: Ates basinda dans hazirliklari yapilirken
Foto 4: Hangi hayvanin dansi oldugunu anlamadigim danslarindan biri
Foto 5: Bebegini emziren bir anne (bebegin agzindaki annenin memesi!)

Thursday, June 25, 2009

Trans-Kalahari Otoyolu


10 Ekim 2008`de baslayan Botswana ve Zambiya gezisi kadrosu soyle:
1- Gordugu herseyin fotografini cekmeye calisan, cok yasli, cok paylasimci, onceden (1970lerde) Kenya`da 3 yil yasamis, Loius adinda Hollandali bir kadin,
2- 50li yaslarda Hollandali sessiz sakin bir cift,
3- 2 Avustralyali kizkardes, Ruth ve Rachel,
4- Orta yaslarda, Isvicreli Evelyn adinda bir kadin,
5- Evelyn`in daha genc duran Fransiz erkek arkadasi Willfred
Rehberimiz bu kez Ben ve ahcimiz ise Job adinda cok sevimli iki Namibyali.

Daha once Namibya`da iki ayri grupla gezip bi suru insanla tanisip kaynastigim icin bu gezide azcik icime kapanayim dedim. Malum, 10 gundur yeni yeni insanlarla tanisinca azcik kafam doldu. Huylusu, huysuzu (ki azinliktaydi ve sadece Helen`di aslinda huysuz ve kil kelimesinin icini dolduran tek kisi) Ama Louis tatli dilliligiyle, hele de ben Afrika`da yasadigim, kaldigi, gittigi yerleri gordugum icin yan yana ama ayri siralarda koltuklarda otursak da, uyusam da dayanamayip ikide birde durtup `Mel, ben Kenya`dayken…` diye baslayan sonu gelmez (gelmezse gelmesin, o kadar tatli bir kadin ki!) anilarini anlatip gozleri isildayarak anin heyecanini hem bana hem kendisine tekrar tekrar yasatti.

Ruth ve Rachel`in bu gezideki rolleri, Namibya gezisindeki Alman seker hemsirelerin rolu ile ayni: Ilk kez Afrika`ya gelmisler ve hresey o kadar heyecanlandirip o kadar sasirtiyor ki onlari yerlerinde olmak isterdim.
Hollandali cifti cozmek o kadar kolay degil. Zaten cok fazla cozulecek bi sey de yok gibi: Gorundukleri gibi sakin, huzurlu, edepli bir cift.

Gezinin en enigmatik kisisi Fransiz Willfred… Ilk durdugumuz supermarkette bi suru bira alip sogutucuya doldurdu. Sonra da supermarketin otoparkindaki cocuklara Evelyn`in kendisi icin satin aldigi cikolatalari dagitmaya baslayinca bizim aracin onunde hafiften bir kuyruk olustu. Ben `Yapma ne olur? Cocuklari okula gitmek yerine bu marketin otoparkinda turist bekleyip dilencilik yapmaya tesvik ediyorsun` dememek icin dudagimi isirirken beyaz bir kadin hisimla bizim araca dogru gelip Wilfred`e cikismaya basladi. Kadinin sozunun ozu benim aklimdan gecenlerle ayniydi: `Iyilik yaptigini dusunuyorsun 2-3 tane fotograf cekmek adina ama kasabamizin cocuklarini dilencilige alistiriyorsun.` Wilfred ise kadinin demek istediklerini anlamaya calisacagina `Xtir git! Sana ne benim ne yaptigim?` diye kadina cikisti. Ben de korktum bu is butun gezi boyle mi devam edecek diye.

Dostoyevski demis ki: `Bir kisi, kahkahasindan taninabilir ve bir kisiyi henuz tanimadan kahkahasini severseniz, iyi bir insan oldugunu soyleyebilirsiniz.` Sevmedim! Wilfred`in kahkahasini sevmedim! Once kesik kesik disari saldigi tikanmis bir bogazdan gelen hiriltiyi sonra daha yuksek tondan bir hiriltiyla icine yine kesik kesik cektiginden midir nedir kahkahasini da kendisini de sevmedim. Ileriye dogru uzattigi boynunu da ayni kesiklikle salladigi icin de olabilir. Ya da ara sira suratina yapistirmaya calistigi ama siyrilip geri dusen gulumseyisinden de olabilir. Kiziyorum kendime boyle pesin fikirli oldugum zamanlar ama zorla degil ya??? Sevmedim!

O gun dogru duzgun baska bir aracla karsilasmadan Trans-Kalahari yolunda 600 km yol yaptik. Kah elimdeki kitabi okumaya calisarak, kah Louis`in hikayelerini dinleyerek Botswana`ya gectik.

Ghanzi kasabasindaki kamp yerimize ulastik ve hemen cadirlarimizi kurduk. Kamp yerinin banya-tuvaletine gittigimde sabun degil ama prezervatif bulunmasi AIDSin ne kadar yaygin oldugunun bir gostergesi gibi geldi bana.

Kampin arkasinda Kalahari coluna dogru acilan bolgesinde bir yuruyus yapayim dedim. Malum tum gun yolda gecti. Hayvanlarin gelip icmesi icin bir kucuk havuz yapilmis. Havuza gelen ve giden hayvanlarin ayak izleri beni azcik korkuttu ama cogu toynak seklinde olunca rahatladim. Sonra da dedim ki kendi kendime :`E Meltem simdi de iz surucu mu oldun basima?` Fazla oyalanmadan kamp yerine dondum.
Aksam Bushmen dans gosterisi olacakmis. Onu izlemeye karar verdim. Gercek Bushman neymis bir goreyim bakalim!

Foto 1: Sagdan sola Louis, Rachel, Ruth, Wilfred, Evelyn, Marian ve Ben. Fotografi Marian`in kendisi ile ayni isimdeki esi cektigi icin O`nunla sonra tanisacagiz.
Foto 2: Trans-Kalahari otoyolunda mola yaptigimiz yerde ogle yemegimizi hazirlarken.

Friday, May 29, 2009

Dinlenmek istiyorum...


Dinlenmek istiyorum...

Su maymun gibi -yesil bir ormanda bir dalda sanki en ergonomiginden ikiz bir yatakta yatmis gibi huzurlu ve rahat- dinlenmek istiyorum...
Isler yogun, yoruldum biraz...
Isleyen demir isildar, pek bi isildadim bu aralar...
Azcik dinlenmek istiyorum...

Foto: Tanzanya Manyara Golu Dogal Parkinda uykucu bir babun

Wednesday, May 20, 2009

Botswana Gezimize Baslayalim






Madem Botswana`ya dogru yola cikiyoruz, azcik bilgilenelim bu ulke hakkinda.
Botswana Cumhuriyeti, Batswana`larin yasadigi (milliyet veya kabile ayrimi yapilmaksizin ulke vatandaslarinin tamami bu sekilde aniliyor ki bu, kabile kulturunun hakim olup milliyetin onemsizlestigi Afrika icin cok onemli bir ifade.) eski adiyla Bechuanaland olan ulkenin 1966daki bagizsizligindan sonra aldigi isim.
Simdi tekerleme tadinda bilgiler vereyim: Botswana Cunhuriyetinin resmi dili Setswana ve Ingilizce. Tswana kabilesinin agirlikli oldugu ulkede `Bo` oneki ulke demek: Botswana. `Se` dil: yani Setswana konusuluyor. `Mo` tekil sahis, yani Motswana bir Botswanali demek. `Ba` ise cogul, yani Batswana, Botswanalilar demek. Hepsini bir cumle icinde kullanmaya kalkarsak, cunlu soyle: Botswana Cumhuriyetinde Tswana kabilesinden olan Batswana Setswana konusur! Semsi Pasa Pasajinda buzus buzus buzusesiceler, baska kelime bulamamislar mi???? Kafam karisti!
Botswana, Afrika`nin en modern ve az rusvet yenilen ulkesi. Tabii ki modernlik konusundan Guney Afrika Cumhuriyetini Avrupadaki pek cok ulkenin bile gecmesi zor ama o ulkenin tarihi bambaska bir yazinin / gezinin konusu olur. Onu gecelim simdilik.
Kisi basi milli gelir seviyesi Turkiye ve Meksika kadar. Gelismislik seviyesi de Turkiye kadar diye bir kistas okudum Wikipedia`da ama kendi gozumle kanitini goremedim. 1966dan 1999a kadar her yil ortalama %9 buyuyen bir ekonomi ile Afrika`nin en yuksek kredi reytingine sahip ulkesi. Tabii ki bunda en buyuk pay, elmas ticareti. Diger elmas ticareti yapan ulkelerden farki ise Debswana`nin –Botswana`da elmas ticareti yapan en buyuk firma- %50sinin devlete ait olmasi. Yani gelismis ulkeler ulkeye girip altini ustunu kazip ulkeyi elmaslarindan siyirip sogana cevirecegine devlet, sirketin %50sini elinde tutup kendi halkina da bu isi ogretmis, kalifiye personel yetismis, ulkenin gelirlerinin de %50si de bu sayede garantilenmis. Bunun yanina uranium, bakir, altin ne arasaniz var. Ama devletin akilli girisimleri sayesinde bu kaynaklar da halk icin gelir yaratacaga benzer.
Ulkenin cofrafyasi asiri uclar arasinda gidip geldigi icin Afrika`nin en heyecan verici manzaralarini sinirlari icinde gozlerimize ziyafet olarak sermis. Turkiye`den kucuk, %80imiz kadar bir alani var ama nufus 1.8 milyon civari. Yani kimse yok, in cin top oynuyor! Haaa, AIDSi unutmayalim. Swaziland`dan (%54) sonra en yuksek HIV orani Botswana`da. Bana oradayken %50yi gectigini soylemislerdi de etrafima bakisim degismisti. Yani her iki kisiden biri HIV pozitif! 2006 yilinda yapilan bir tahmine gore yasam beklentisi 65 yildan 35 yila dusmus!!!! Devletin bu pandemik hastalikla savasmak icin yaptiklari arasinda ARV ilaclarinin saglanmasi ve ozellikle anneden cocuga HIV tasinmasini engelleyici projeler uzerine yogunlasmasi ilk siralarda. Hem saglik harcamalari topluma yuk, hem de hastalik uretici yasta olan nufusu –cinsel hayatlari aktif oldugu icin daha riskli yas grubu bu- daha cok etkiledigi icin ekonominin ve sosyal yasamin belini buken en onemli etken.
Ulkenin %70 Kalahari Colu olunca kimse yasayamiyor tabii ki. Bir yanda col, bir yanda dunyanin en buyuk karayla cevrili deltasi –Okavnago Deltasi- olunca flora ve faunanin cesitliligi gozlere senlik. Yetmedi mi? Bir de Makgadikgadi Ovasi var, tamami tuzla kapli… O da yetmedi derseniz, o zaman baska yere gidin!
Cografya bu kadar cesitli olunca kurak alanlari sevenler, sulak alanlari sevenler, her turlu hayvanat da burada bulunuyor. Ama beni en cok heyecanlandiran Afrika Vahsi Kopegi`nin hala Botswana`da bulunmasi.
Ulkenin %70i Hiristiyanlastirilmis. %10 cok karisik, Mormonlar bile var Botswana`da. Kalan %20 ise dinsizmis. Saygisizligin bu kadari! Bizim bilmedigimiz dinleri olunca dinsiz mi oluyor simdi bu kadar insan?????
Foto 1: Botswana haritasi
Foto 2: Botswana bayragi

Thursday, May 14, 2009

Yastik öldü...

Uganda`ya gelirken yanimda getiremedigime en cok uzuldugum, 8 yil beraber uyuyup, yanagimda patisi, kulagimda huzurlu miriltisi ile uyandigim kedim Yastik dun Istanbul`da öldü...

Turkiye`ye gittigimde sabahlari cikardigi o huzurlu miriltisini cep telefonuma kaydetmistim, sabah sabah duyabilecegim en guzel ses diye, uyanmak icin alarm olarak kullanayim diye... 
Kendi gitti, miriltisi kaldi 8 yil boyunca bana huzur vererek uyandirdigi...

Moshi - Seven kus gozlemciligi yaparken

Oyle gorunuyor ki bi sure daha yazamayacagim...

Isler yogun.
Bari goruntu degisikligi olsun diye bi fotograf koyayim dedim.

Benim kedilerin sabah banyo penceresinden kus (g)ozlemciligi yaptiklari ani yapistirivereyim bari...
Pencereden gorunen agaclara sabahlari ufak ufak bi suru kus konup agacin yemislerini yerken benimkiler de pusuya yatip ornitologluga heves edebiliyorlar ancak. Avlanmak yasak cunku!

Tuesday, April 28, 2009

Avoid Morning Sex - Sabahlari aga nigi yasak

Nil`in dogdugu Jinja kasabasindan kaldigim bir gun dukkanlardan birinin adi sabah sabah bizi kahkahalara bogdu: Avoid Morning Sex dukkanin adi. Yani sabahlari ask mesk yok. 

Neden neden diye dusunup bir sonuca varamadik. Ama etraftaki ahaliyle konusunca garip bir inanclari oldugunu ogrendik: Sabahlari yapilan aga nigi, dahabereketli olup kesin hamilelikle sonuclaniyormus guyaaaa... 
Burdan duyurulur: Geceleri istediginizi yapin. Sabahlari edepli oldugunuz surece problem yok! 

Monday, April 27, 2009

Namibya Gezisinin Sonu

Ertesi gun Botswana ve Zambiya`ya dogru yeni bir grupla yola cikmadan once iyice uyuyup dinlenmem lazim ama aksama yemege Windhoek`in cok meshur bir pub/restorantinda bulusmak uzere yine Conci, Angie, Rudy ve Gana ile sozlestik.


Ben yine Lolita`nin islettigi Uzuri Guest House`uma birakildim. Odamin kapisinin onunde birdenbire bir kipirti dikkatimi cekti: Bir tane kumru yavrusu ucmadan, oylece yerde bana bakiyor. Lolita`ya seslendim ne yapayim simdi ben bunu diye. Lolita kopeklerinin kusu yiyeceginden emin, bir agacin dalina birakti yavrucagizi.

Cabucak hazirlanip Joe`s Beer Bar`a dogru bir taksi ile yola ciktim. Taksiciden telefon numarasini alip geri donuste de beni Uzuri`ye birakmasi konusunda anlastik.
Joe`s Beer Bar, nerde cope atilmis kutu, teneke ivir zivir ise yaramayan ne varsa toplayip icine doldurulmus gibi zevksiz dosenmis bir acaip restorant/pub. Yemekler, icmekler, servis her sey guzel de tikis tikis dosenmis bir yer oldugu icin etraftaki her sey insanin uzerine
uzerine geliyor gibi bir his verdi bana. O kadar kahkahali bir ekiptik ki barda oturan musterilerden biri bizim masaya Jagabomb denen, icildiginde bomba etkisi yapan bir icki gondermis hepimize. Kendisini bulup tesekkur etmek istedigimizde garip bir goruntuyle karsilastik:

Barin kenarinda klozete oturmus bir adam! Ben hemen kafami cevirip Angie`nin de gozlerini kapadim ama durum oyle degilmis. Megersem, barin taburelerini klozet seklinde yapmislar! Insanin bara gidesi gelmez yaa! O ne acaip bir goruntu oyle!


Keyifli ve uzuuunnnnn bir yemekten sonra evlerimize gitmek uzere vedalastik ama Angie taksi bulamadigi icin benim taksi once beni evime birakti, sonra da Angie`yle onun kaldigi yere dogru yola cikti.
Odama geldigimde odanin kapisinin onunde yine ayni kumru yavrusunu beni bekler buldum. Madem bu kadar israr ediyorsun deyip odama aldim. Biskuvi kirintilari koydum onune ama pek pas vermedi. Ben de bir tane havlunun icine sarip sandalyenin uzerine yerlestirdim yavrucagi.
Yine kampta kalmiyor olmanin verdigi rahatlikla icilen biralar nedeni ile gece tuvalet bol bol ziyaret edildi ama kumru havlunun icinden ciktiysa diye tedirgin oldugumdan karanlikta yavrucagi ezmemek icin tum hareketlerim agir cekim ve etrafta hayali bir seyleri yoklayarak son derece dikkatli yuruyerek tuvalet ziyaretlerimi gerceklestirdim.
Bu arada henuz uykuya dalmadan Angie`den bir telefon geldi ama bir hengame, bir kargasa var konusmalarinda. Ses gidip geldigi icin anlayamadim. Tekrar tekrar aradim ama telefon dusmedi. Neticede ikimiz de Namibya`ya ait olmayan bir numaradan roaming yaptigimiz icin kolay iletisim saglayamadik. Neden sonra hatlar netlestiginden ben yine aradigimda bana derdini anlatti: Beni pansiyona getiren ve sonra da onu birakacak olan taksici Angie`nin kaldigi yeri bulamamis. Bulamayinca Joe`s Beer Bar`a tekrar getirip baska bir taksiye bindirmis. Taksici kaldigi yeri bulmus ama cok fazla para istemis. Angie de mesafenin ucretini bildiginden taksicinin istedigi ucreti odemeyi reddedip kendi bildigi ucreti odemis. Bunun uzerine taksici de taksinin kapilarini kilitleyip disari cikmasini onlemis. Panik olan Angie o sirada beni aramis ama hatlar net olmadigi icin ben de bi ise yaramamisim. Taksicinin dalginligindan yararlanip kapiyi acip kaldigi yere dogru kosarak kacmis. Hay Allah`im yaaa!!!! Ya adamin bicagi olsa, yakalasa, saplasa iki tane cigerine! Ne deli hatun! Ben ne yapardim bilmiyorum ama cok riskli bir ise girismis…
Sabah kumruyu bulamadim. Her tarafi karis karis aradiktan sonra ve esyalarimi Botswana`ya dogru yola cikmak uzere toparladiktan sonra bulabildim. Bahcedeki agaclarin birinin uzerine birakip kahvaltimi da yaptiktan sonra yine Wild Dog safari firmasindan gelen bir soforle ofislerine dogru yola ciktik.
Namibya gezisi de burada bitmis oldu. Simdi sirada Botswana ve Zambiya var!

1. foto: oda arkadasim Kumru
2. foto: Bizim rehberin uzerinde `Gercek Afrika Erkegi` yazan ve kendi fotografi bulunan megaloman Tshirtu